Şahsen geride bırakılan yıllar arasından mekan olarak Ankara'da geçen zaman hakkında güzel hatırlanan birkaç şey arasında olan bir dershane vardı. Üniversiteye başladıktan sonra da fırsat bulundukça uğranılmasına rağmen içindeki insanların halen özlendiği ve yaklaşık 2 senedir bir türlü denk getirip uğrama şansı bulunamayan, ama içinde Ankara geçen planlar yapılırken illa ki kendine yer bulan.
Yine planların yapıldığı bir dönemde tesadüfen öğrenilen bir haber insanın bir anda susup oturmasını sağlıyor sandalyeye. Çünkü bir türlü gerçekleşemeyen ama aylardır ara sıra gündeme gelen planlardan sonra uğranılması düşünülen yerdeki onlarca güzel insandan biri olan "Emre Ağabey/Bey"in aylar önce bu dünyadan göç ettiğini öğrenmek kaldırılması çok kolay bir şey olamıyor doğal olarak.
Önce kendime kızıyorum, "Nasıl aylardır haberim olmaz?" diye... Sonra da diyorum ki, "demek ki bugün tesadüfen öğrenmekmiş kaderde olan".
Ankara'nın köklü dershanelerinden birinin kurucusunun oğlu ve aynı zamanda dershanenin yönetim kadrosunun en başında olup da, etraftaki öğrencilerle her fırsatta sohbet eden, kapısı çalındığında önündeki işleri bırakıp odasında misafir eden biri olmasıydı, O'nu o dershaneden ayrılmasının üzerinden neredeyse 5 sene geçen bir öğrencisinin bile gözünde özel kılan. Dershanenin öğretmeni de değildi, kişisel olarak birşeyler öğretmek gibi bir amacı da yoktu büyük ihtimalle ama insanlığı şahsen bana çok şey öğretmişti.
Halen haberin şaşkınlığını üzerimden atamasam da ve bugün öğrendiğim kadarıyla hastalığın sebebiyle aramızdan ayrılmanın üzerinden aylar geçmiş olsa da Mekanın Cennet Olsun EMRE KARATAŞ... Biliyorum ki, UNUTULMAYACAKSIN...







